Obezite Tedavisi

Obezite Tedavisi

Obezitenin Girişimsel Tedavisi

Obezitenin tedavisi için uygulanan girişimsel yöntemleri sıralamak gerekirse en başta mideye yerleştirilen balonları saymak gerekir. Daha sonra yemek yemeyi mekanik olarak durdurmayı amaçlayan cerrahi teknikler geliyor ki günümüzde en bilineni mideye ayarlanabilir bir bant (Adjustable Gastric Banding) veya halk arasındaki adıyla kelepçe takmaktır. Mekanik engel oluşturan yöntemler arasında ayrıca mideyi keserek inceltmek ve bantlarla incelen bölümleri sabit bir çapta tutmak (vertical Band Gastroplasty) ve mideyi bir tüp haline getirmek (sleeve) cerrahileri sayılabilmektedir. Çeşitli yöntemlerle yapılan mide baypas (Gastrik Bypass, Minigastric Bypass, Bilioenteric Diversion, Duodenal Switch) cerrahileri daha karmaşık işlemler olup bir yandan midenin hacmini küçülterek alınan gıda hacmini azaltmak ve diğer yandan ise alınan gıdanın emilimini azaltarak etkin kilo verdirmeyi amaçlamaktadırlar.

Mideye cerrahi tekniklerle yerleştirilen uyarıcı piller (Gastric Stimulator) ile mideye sürekli tokluk benzeri uyarılar vererek hastanın gıda alımını azaltmak yöntemi gelecek vadeden bir teknik olarak yıllarca önce başlatılmış olsa da uzun vadeli sonuçları halen yeterince tatmin edici değildir.

İnce barsağa yerleştirilen uzun naylon bir tüp ile barsaktaki gıdaların barsak duvarına dokunmadan ve dolayısıyla emilmeden (vücuda yaramadan) atılmasını sağlayan tekinkler de halen gelecek vaad etse de uygulamadaki zorluk ve başarısızlıklar ve uygulama sonrası oluşturdukrarı kayma ve tıkanma gibi komplikasyonları nedeniyle halen rutin kullanıma girmemişlerdir.

Kimlere Cerrahi Tedavi Önerilir?

Kimlere obezite cerrahi uygulanmalı konusu ise çok önemli bir konu olup bilimsel olarak kesin çizgilerle ortaya konulmalıdır. Günümüzde Morbid obezite cerrahisi adayları vücut kitle endeksleri (BMI) farklı görüşlere göre 35 veya 40′ın üzerinde olan veya 30-35′in üzerinde olup beraberinde şişmanlığın neden olduğu en az bir hastalığı (Morbidite) bulunan kişilerdir.

Bu tip cerrahi prosedürleri halen gelişme çağındaki çocuklar ve gençlere kesinlikle uygulanmama kuralı bir çok çevre tarafında kabul edilse yani 18 yaşın altındakilere cerrahi önerilmese de özellikle Amerika Birleşik Devletlerindeki çocuk obezite merkezleri tarafından takip altında olan morbid obez çocuk ve ergenlere başarılı ve geçici balon ve bant uygulamaları konusunda seriler ve yayınlar mevcuttur. 65 yaşın üzerindekilere de bu gibi ciddi cerrahi prosedürleri önerilmemekle beraber özellikle batı ülkelerde üst yaş sınırı için tartışmalar devam etmektedir. Genel durumu iyi var olan obezite tablosu ortadan kalktığı sürece uzun süreli kaliteli yaşam ihtimali yüksek olan hastalarda bu sınır 70’li yaşlara genişletilmektedir.

Şişmanlığın tedavisinin ilk denemesi genellikle cerrahi olmayıp operasyon için seçilen adaylar daha önce bir veya daha fazla defa diyet, egzersiz veya benzeri yöntemleri denemiş ve başarısız olmaları alışılagelmiş bir gerçek olsa da 2010 yılından sonra yayımlanan bir çok bilimsel araştırma cerrahi dışı yöntemlerin çok düşük başarı oranlarını ortaya çıkarması ile Morbid obezite tablosuyla tedavi talep eden hastalarda cerrahi seçilebilecek en etkin ve en mantıklı yöntem haline gelmiştir. Şişmanlık cerrahisi yetişkin olmayanlara uygulanmadığı gibi hamilelere de uygulanamaz. Narkoz almak veya ameliyat olmak için uygun olmayan ve yapılan detaylı değerlendirmelerinde yüksek risk gurubuna giren hastalara da morbid obzite cerrahisi önerilmemektedir. Ayrıca bilinç seviyesi olarak operasyonda yapılacak işlemler ve sonrasındaki dönemin gereklerini anlama ve diyet ile doktor takiplerine uyum sağlamada sorun yaşayabilecek, akli dengesi yerinde olmayan kişilere de obezite cerrahisi önerilmemektedir.

Operasyonun Riskleri

Morbid obezite cerrahisi konusu gündeme geldiğinde en çok korkulan şey operasyon sırasında veya sonrasında gelişen ve komplikasyon olarak adlandırılan sağlık problemleridir. Bu sorunlar genel olarak herhangi bir cerrahi operasyonda görülebilen anestezi, alerji ve kalp-akciğer sistemi problemleri olabildiği gibi cerrahiye özel kanama, organ yaralanması, enfeksiyon gibi problemleri de kapsamaktadır. Buna ilaveten şişman bir hastayı ameliyat etmenin risklerini de bu listeye eklemek gerek. Operasyon sonrası beslenmedeki değişiklikler veya yetersizliklere bağlı da başka operasyonlardan sonra gündeme gelmeyen metabolizma ile ilgili sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Morbid obezite cerrahlarını bu konuda daha dikkatlı olmaları ve operasyon sonrası hastaların takibini daha yakından yapmaları bu tip problemlerin ortaya çıkma şansını azaltmaktadır.

Günümüzde genel olarak tüm obezite cerrahisi operasyonları ele alındığında operasyondan ölüm riski %0,1’in altında yani ameliyat olan her 1000 hastadan yaklaşık 1 kişinin hayatını kaybetmesi düzeyindedir. Bu oran mideye ayarlanabilir bant (kelepçe) takılma operasyonlarında daha da düşük olup %0,03 olarak hesaplanmaktadır. Operasyondan sonra ciddi bir komplikasyonun ortaya çıkma şansı %7-9 civarında iken basit problemler de buna dâhil edildiğinde oran %12′lere varabilmektedir ancak unutmamak gerekir ki bunlar düzeltilebilir sorunlardır. Herhangi bir sebepten dolayı bu hastaların tekrar ameliyata ihtiyaç duyma şansları ise %4-5 civarındadır. Morbid obez hastalarında yapılacak herhangi bir hastalık nedeniyle cerrahi prosedürlerin komplikasyon oranları yukarıda verilen rakamlardan daha düşük değildir. Kalp, akciğer ve kanser cerrahisi gibi büyük ameliyatların tehlike oranları ise kesinlikle daha yüksektir. Ayrıca unutmamak gerekir ki morbid obezite cerrahisinin olumsuz etkilerinin hesaplanan riski, hastalığın doğal seyrinde ortaya çıkacak sorunların riskinden daha düşüktür.

Morbid obezite tedavisinde başarının tanımı, olabilecek en düşük komplikasyon yüzdesi ile vücutta var olan fazlalık yağ kütlesinin %70′ini verdirmek ve bunu korumaktır. Günümüzde bu başarıyı yakalayabilecek en etkin yöntem cerrahidir.